ABD Elçisi’nden PKK’ya çağrı

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Rusya büyükelçisine yönelik suikastle ilgili, “Bu menfur saldırının ABD ile bağlantısı olduğu iddialarını kesinlikle reddiyoruz” dedi. Terör örgütü PKK’nın saldırılarına da değinen Büyükelçi Bass, PKK’ya silah bırakma ve şiddetten vazgeçme çağrısında bulundu.

ABD Elçisi’nden PKK’ya çağrı
Haber Tarihi: 23 Aralık 2016


ABD’nın Ankara Büyükelçisi John Bass, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. NTV’den Ahmet Yeşiltepe’nin konuğu olan Bass, Rus Büyükelçi suikastından, Suriye’deki barış umutlarına, Rusya ile yakınlaşmadan Fetullah Gülen’in iadesine kadar cevap aranan sorulara cevap verdi.

İşte o açıklamadan önemli satır başları;

PKK’YA SİLAH BIRAKMA ÇAĞRISI

“Türkiye’deki herkese “başınız sağolsun” demek istiyorum. Ben bu ülkede yaşıyorum. Bugün bu toplumun tüm mensuplarının hissettiği acı ve ızdırabı, bunun ardından nelerin gelebileceğini bilememenin getirdiği korkuyu ben de yaşıyorum. Ayrıca, son saldırılar bizi derinden rahatsız etti ve öfkelendirdi; ister Kayseri’deki olsun, ister Beşiktaş’taki bombalı saldırı ya da Türkiye’de PKK tarafından gerçekleştirilen diğer korkunç saldırılar. Bu saldırıları kesinlikle reddediyoruz. Bunları kınıyoruz ve bir kez daha PKK’ya bu akıldışı şiddete son vermesi, silah bırakması ve siyasi bir amaç için şiddet kullanmaya son vermesi çağrısında bulunuyoruz. Bu, asla işe yaramayacaktır.”

RUS BÜYÜKELÇİYE SUİKAST

“Büyükelçiye suikast, elbette, en başta çok büyük bir insani dram. Bir diplomat ve Büyükelçi Karlov gibi bir kariyer memuru olarak, ben de aynı duruma düşebileceğimi düşünebiliyorum. Çalışma arkadaşları ve ailesinin yaşadığı travmayı da gördüm; kalplerimiz bu korkunç günlerde onlarla birlikte. Büyükelçi Karlov’a karşı ve komşularınız göz önünde bulundurulunca son derece önemli olan Türkiye-Rusya ilişkilerine karşı gerçekleştirilmiş bir saldırı olmanın yanı sıra, diplomasi mesleğine ve devletlerin birbirleriyle ve toplum mensuplarıyla iletişim kurabilen temsilcileri olması gerektiğini belirleyen uluslararası normlara karşı da gerçekleştirilmiş olan bu çirkin saldırıyı kınadık. Bütün bu nedenlerden dolayı, bu saldırının planlanmasına karışan diğer şahısların da mümkün olduğunca çabuk adalet karşısına çıkarılmasının büyük önem taşıdığını düşünüyorum.”

“TÜRK MEDYASINDAKİ İDDİLARI REDDEDİYORUZ”

“Birkaç şey söyleyeceğim. İlk olarak, Türk polisinin bu soruşturmayı yürütürken topladığı kanıtlara dair birinci elden bilgiye sahip değilim. Bu toplumdaki herkesin, Rusya’daki herkesin, dünyanın geri kalanındaki herkesin soruşturmanın sonucunun bize sorumlunun kim olduğuna dair kesin ve açık cevaplar sağladığından emin olabilmesi için, sürecin kendi seyrinde gitmesine izin vermek hepimiz açısından çok önemli. Amerikan hükümetinin bir şekilde bu saldırıya karışmış olduğuna dair Türk basınında gördüğümüz iddialara gelecek olursak – bunları kati surette reddediyorum. Bu iddiaları destekleyen hiçbir kanıt yok, bunun, kanıtı olmayan, son derece çirkin bir iddia olduğunu düşünüyorum. Biz, tüm dünyadaki diplomatların emniyetini ve işlerini yapabilmelerini sağlamaktan başka bir şey istemiyoruz. Ben dört yıl önce sevdiğim bir iş arkadaşımı kaybettim, Libya büyükelçimizdi. Bu nedenle, bir meslek memuruna karşı bu şekilde şiddet uygulandığını görmek bizleri derinden yaralıyor. ”

15 TEMMUZ’DA YAŞANANLAR

“ABD’de ikamet edip, denizaşırı ülkelerde ABD’den sınırdışı edilmesini gerektirecek suçlar işleyen kişilerle ilgili her türlü spesifik bilgiye büyük ciddiyetle yaklaşırız. Bu nedenle hükümetlerimiz, 15 Temmuz ve o gece yaşanan korkunç olaylar ve çirkin saldırılarla ilgili hazırlanan davalarda son derece yakın olarak çalışıyor. Her türlü ek soruşturmaya ve adalet bakanlıklarımız arasındaki yeni işbirliklerine de Türk hükümetinin failleri adalet karşısına çıkarma gayretlerini desteklemek amacıyla yine aynı ruh ve kararlılıkla yaklaşmayı sürdüreceğiz.”

“PATRONUM KERRY…”

“Patronum Dışişleri Bakanı Kerry’nin ve Washington’daki diğer meslektaşlarımın da günlerdir gösterdiği gibi, her ülkenin, özellikle Halep’te ve daha geniş anlamda da Suriye’de çekilen acılar ve yaşanan şiddeti azaltmada verimli bir sonuç getirecek her türlü girişimini olumlu karşılıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye’nin girişimlerini ve sergilediği yaşatıcı diplomasi sayesinde, bu yerel ateşkesi ve muhaliflerin, ailelerinin ve Doğu Halep’in diğer sakinlerinin bu alandan boşaltılmasını sağlayan bu sonuca Rusya ve İran’la birlikte ulaşmasını olumlu karşılıyoruz. Bu son derece yapıcı bir adım, Suriye’nin çok daha büyük bir kısmında daha sağlam bir ateşkesi sağlayıp sağlamayacağını izleyeceğiz ve bu sonuca ulaşmak yolunda Türk hükümeti, Rus hükümeti, Avrupa’daki dost ve müttefiklerimizle yakın olarak çalışmaya devam ediyoruz.”

“YPG’YE SİLAH VERMEDİK”

“DAEŞ’e karşı savaşmakta ve DAEŞ’i Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği alanlardan çıkarmakta kararlı olan bir dizi Suriyeli gruba destek sağlamayı sürdürüyoruz. Suriye Demokratik Güçleri olarak adlandırılan şemsiye grup altında çalışan Suriyeli Arap gruplara destek sağlıyoruz. Bu şemsiye grup, aynı zamanda PYD’yi de içeriyor. Ancak biz PYD’ye doğrudan destek sağlamıyoruz, silah vermiyoruz, cephane vermiyoruz. Bu konuda birçok iddia olduğunu biliyorum. Ancak bu iddiaların hiçbir gerçek temeli yok. YPG’ye gelişmiş silahlar sağlamadık. YPG’ye ağır silahlar vermedik.”

 

Yazı hakkındaki yorumunuzu paylaşın...