‘Siyaset Haberleri’ kategorisindeki haberler

AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel, AK Parti Samsun Milletvekili Ahmet Demircan, AK Parti İl Başkan Yardımcıları Reşat Keleş ve Selim Şahin ile birlikte, AK Parti Bafra İlçe Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Bafra İlçe teşkilatıyla bir araya gelen İl Başkanı Göksel, Samsun’daki teşkilat çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ülke gündemini de değerlendiren Göksel, “Yurdumuzun dört bir yanı ateş çemberi. Ülkemizi de tehdit eden unsurlar var. Bu unsurlarla her alanda mücadelemiz sürecek. Allah güvenlik güçlerimize kuvvet versin” diye konuştu.

“Darbeye darbe yapan bir milletiz”
Türk milletinin 15 Temmuz’da dünya tarihine geçtiğini söyleyen İl Başkanı Göksel, “15 Temmuz’da milletimiz, canla başla demokrasi ve hürriyet mücadelesi verdi. 15 Temmuz’u asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Allah’a şükürler olsun ki, asker üniformalı vatan hainleri, milletimizin dirayeti sayesinde darbe girişiminde başarılı olamadılar. Darbeye darbe yapan millet olarak dünya tarihine geçtik. İşte bize gerekli olanda bu birlik ve beraberliktir. 15 Temmuz Şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar ve uzun ömürler dileriz” şeklinde konuştu.

“Milletimiz sessiz kalmaz”
Türkiye’nin mazlum milletlerin yanında olduğunu belirten Göksel, “Türkiye seyreden değil, olaylara bizzat nüfuz eden bizzat olayları yönlendiren ülke olmalıdır. Biz tüm unsurlarımızla bu coğrafyada söz sahibi olmak için her şeyi yapıyoruz. Avrupa Birliği’ne katılmak için her şeyi yapıyoruz. Ama AB bize verdiği sözleri yerine getirmiyorsa, biz kendi işimize bakarız. Sınırlarımızın içerisindeki terör unsurları ıslah olmuyorlarsa, demir yumruk gibi kafalarına ineriz. Musul’da bir dert varsa Musul’a girer, oradaki derdi çözeriz. Suriye’de bir problem varsa, biz Suriye’deki problemi bizzat oraya gider çözeriz. Türkiye, kimseden herhangi bir şey beklemeden, kendi problemlerini kendisi çözmekle mükelleftir. İçeriden darbe girişimine girişen olursa, milletimiz topyekun bu darbe girişimine karşı tek yumruk olur. Bizim bundan sonra yapacağımız her iş, Türkiye’nin menfaatleri ve milletimizin refahı doğrultusunda olacaktır. Türk Milleti kendine yapılacak herhangi bir haksızlık karşısında asla sessiz kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.

“Millileşmemiz gerekir”
“Ülkemiz için en önemli gündem maddesi millileşme hamlesidir” diyen Göksel şöyle devam etti: “Hükümetimiz ve güvenlik güçlerimiz ülke içinde ve sınır dışında çok ciddi mücadeleler vermektedir. Terör örgütleri ile olan mücadelemizde şehit düşen güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Biz ülkemizi tehdit eden tüm unsurlarla sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Allah bu mücadelemizde bizlere ve güvenlik güçlerimize kuvvet versin. Bu mücadeleleri sürdürürken milli unsurları kullanmamız gerekmektedir. Milli silahımız olan insansız hava aracımız Bayraktar’ın terör unsurlarına karşı verdiği mücadeleyi gördük. Ayrıca milli piyade silahımızı da ürettik. Şimdi sırada milli uçağımız ve helikopterimiz var. Oların da test çalışmaları sürüyor. Milli insansız hava aracımız Bayraktar ile birçok terörist etkisiz hale getirildi. Yapmamız gereken tam da budur. Millileşmek ve milli silahlarımızı üretmektir.”

“Bu bir oyundur”
AK Parti içerisinde FETÖ’cü bulunduğu söylentilerinin, FETÖ’nün bir oyunu olduğunu dile getiren Göksel, “FETÖ ile mücadelemiz her alanda sürmektedir. Teşkilatlarımızı zedelemek amacıyla ‘AK Parti’nin içerisinde FETÖ’cüler var, her yerde temizlik yaptınız da kendi içinizde temizlik yapmadınız’ sözlerini duyuyorsunuz ve okuyorsunuzdur. Biz teşkilatımızı 17-25 Aralık’tan sonra kurduk. Bu nedenle teşkilatımız içerisinde FETÖ’cü yok. Biz teşkilatlarımızı buna göre kurduk. Ama sızmalar da olmuş olabilir. Eğer böyle bir sızma varsa ve elinde belgesi olan varsa bize bildirin, biz de gereğini yapalım. Unutulmamalıdır ki, bu FETÖ’cülerin işi sulandırmak ve teşkilatlarımızı yıpratmak için yürüttükleri bir oyundur” şeklinde konuştu.

“Çok çalışacağız”
“AK Parti davası, hepimizin davasıdır” diyen Göksel, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz bu davaya sahip çıkmak ve milletimize hizmet etmek amacıyla buralara geldik. Bizim başka bir düşüncemiz yok. Amacımız ülkemizi, milletimizi ve davamızı yüceltmektir. Biz hizmet hareketiyiz. Hükümetimizin ve yerel yönetimlerimizin hizmetleri de hızla devam ediyor. Yeni Anayasa çalışmaları da devam ediyor. Yeni Anayasa taslağı en kısa sürede meclise sunulacak. Bu taslak meclisten 330 oy da alsa, 367 oy da alsa milletimize gideceğiz. Milletimize ‘Siz yeni anayasayı istiyor musunuz?’ diye soracağız. Yani önümüzde bir referandum görünüyor. Yeni anayasa, bizim 2023 hedeflerimize ulaşmamıza çok büyük katkı sağlayacak. Şu anda kişi başına düşen mili gelirimiz, 10 bin dolar seviyelerinde. Bizim hedefimiz Yeni Türkiye’de, 2023’te kişi başına düşen milli gelirimizi 25 bin 30 bin dolar seviyelerine çıkartmaktır. Yeni anayasa işte bu hedefimize bizi daha da yaklaştıracaktır. Biz şimdiden saha çalışmalarımızı hızlandırmalıyız. Alanı boş bırakmayacağız. Çünkü karar verme organı millettir. Önümüzdeki yeni anayasa referandumu için esnafımızla, işçimizle, derneklerle ve STK’larla kısacası milletimizle iç içe olmamız gerekmektedir. Yeni anayasa ile birlikte başkanlık sistemi de gündeme gelecek. Yeni anayasa ve başkanlık sistemini daha detaylı anlatmak adına çalışmalar yapılıyor. İl genelinde yeni anayasayı anlatmak için, hem teşkilatımız hem de genel merkezimiz tarafından görevlendirilecek değerli konuşmacılar, sistemi en ince ayrıntısına kadar anlatacaklar. Biz 2023, 2053 ve 2071 hedefleri olan Yeni Türkiye’nin önünün yeni anayasa ile daha da açılacağına inanıyoruz. Eğer milletimiz de buna inanmışsa olası bir referandumda en doğru kararı verecektir. Bizler de sahada en iyi şekilde çalışarak, yeni anayasayı en iyi şekilde etrafımıza anlatarak, ülkemizin büyümesine ve yükselişine katkı sağlayacağız.”

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önerisiyle gündeme gelen başkanlık sistemiyle ilgili Anayasa değişikliği konusunda geçmişte yaşanan ve sonuçsuz kalan görüşme süreçlerinin benzeri deneyim yaşanmaması için azami gayret gösterilecek.

AK Parti, bu konuda geçmiş hataların yapılmaması konusunda hassasiyetle dururken, Başbakan Binali Yıldırım’ın da, Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısında kurmaylarına “Süreci bizzat ben yürüteceğim” dediği ve hem bakanlar, hem parti yöneticileri, hem de milletvekillerine konuyla ilgili talimat verdiği öğrenildi. AK Parti kanadında, MHP lideri Bahçeli’nin gündeme getirmesiyle tekrar siyasetin en önemli konusu haline gelen başkanlık sistemine yönelik Anayasa değişikliğiyle ilgili çalışmanın hiç zaman kaybetmeden yapılması planlanıyor.

Star’ın haberine göre, MKYK’da konuyla ilgili süreç konuşulurken, mümkün olan en kısa sürede teklifin verilmesi benimsendi. AK Parti kurmayları, hızla işletilecek süreçte herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması için de azami dikkat gösterecek.

MKYK’ya Bahçeli ile görüşmesine ilişkin bilgi veren Başbakan Binali Yıldırım, sürecin sonuca ulaştırılması konusundaki hassasiyetini vurgularken, karşılıklı kurmaylar düzeyinde yapılacak açıklamaların da sürece zarar verebileceğine dikkat çekti. “Süreci bizzat ben yürüteceğim” diyerek tavrını net bir şekilde ortaya koyan Yıldırım, kamuoyuna yapılacak açıklamaların yanlış anlamalara yol açabileceği üzerinde durdu.

MHP’DE TEK MUHATAP BAHÇELİ

Bakanlar, MKYK üyeleri ve milletvekillerine bu nedenle konuya ilişkin açıklama yapmamaları konusunda talimat veren Başbakan Yıldırım’ın, Bahçeli ile de bu konuda mutabık kaldığı anlaşıldı. Aynı tavrın MHP kanadında da gösterileceği ve MHP kanadında da tek muhatabın Bahçeli olacağı belirtildi.

HASSASİYET GÖZETİLECEK

AK Parti, girilen yeni süreçte Anayasa değişikliği için destek verecek olan MHP’ye diğer muhalefet partilerinden yöneltilecek eleştirilerin dozunun artabileceğini öngörüyor. MHP’nin zorlanacağı bir süreçte, alakasız bir isim tarafından yapılacak bir açıklama ya da karşı tarafta yanlış anlamaya yol açabilecek bir sözün süreci baltalamaya yetebileceği hassasiyeti gözetilecek.

Malkoç, bu sezonun bereketli geçtiğini ifade ederek, “Denizde balık bolluğu var. 1,5 kilogram palamut 4-5 lira. Balıkta standart dışı ava uygulanan yasak, bize bolluk olarak geri döndü.” diye konuştu.

Balıkçıların çok yoğun ve bereketli bir av sezonu yaşadığına dikkati çeken Malkoç, “Allah’a şükür, bu sezon balıkçının yüzü gülüyor. Palamut da bol, çinekop da. Çinekopun kasası 50 ila 140 lira arasında satılıyor. Palamudun kasası ise 30 ila 50 lira arasında. Bolluk var, o nedenle ucuzluk yaşanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Palamut bolluğu hamsiyi azaltabilir”

Malkoç, bu sezonun son yılların en bereketli sezonlarından biri olduğuna işaret ederek, şöyle dedi:

“Deniz suyu sıcaklıkları uygun gitti. Balık yuvaları tuttu. 15-20 gün daha bol palamut var, sonrasında azalır. Bir kısmı Akdeniz’e gidebilirse gider. Sonra çinekop, istavrit ve mezgit olur. Hamsi bu sezon palamudun bolluğundan dolayı az olabilir çünkü palamut hamsiyle beslenir. O nedenle hamsinin bu sezon az olacağını düşünüyoruz.”

Balıkçılar sezondan memnun

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı Balık Satış Pazarı’nda balıkçılık yapan Sami Yaman da sezonun bol ve bereketli geçmesinden dolayı memnun olduklarını kaydetti.

Sezonun başından bu yana palamut ve çinekopun bol olduğunu anlatan Yaman “Bu balıklar etçil balıklar. O nedenle bu balıkların bolluğu diğer balıkların azalmasına neden olabiliyor. Çinekop ve palamut, küçük balıklarla besleniyor. O nedenle hamsinin bu yıl az olması bekleniyor ama yine de hamsi avlanmaya başlandığında göreceğiz.” diye konuştu.

Abdulkadir Torbacı ise haftada en az üç gün balık tükettiğini belirterek, balık bolluğunun fiyatlara yansımasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27’nci Muhtarlar Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, 15 Temmuz’daki tüm şehitleri minnetle rahmetle yad ettiğini belirterek, “15 Temmuz’da 2 muhtarımız şehit oldular” dedi. Erdoğan, “Her 15 Temmuz artık şehitlerimizi gazilerimizi anmak üzere o gün tatil edilecektir” diye konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, doğal gaz indirimiyle ilgili, “1 Ekim’den başlamak üzere hem tüketiciye hem sanayiye yüzde 10 olarak indirim yansıyacak” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) yaptığı ziyaretin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Albayrak, doğal gaz indirimiyle ilgili, “Hali hazırda karar imza noktasına gelmediği için süreç tamamlanmadı. Ancak vatandaşımıza kış gelmeden süreci başlatacağımızı söylediğimiz için 1 Ekim itibariyle doğal gazda hem tüketiciye hem sanayiciye bu indirim yüzde 10 olarak yansıyacak” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, elektriğe de zam olmayacağını belirterek, “Zam yok fakat fiyatta düşme olabilir. Bugün itibariyle ifade etmekten mutluluk duyuyoruz. Elektrikte zam öngörmüyoruz. Keşke İran’la daha önceden konuşsaydık, yıllar yıllar sürmeseydi. Yılbaşı itibariyle kazandığımız kararı imzalanacağı bir süreç bu. Bu kesinleşince detaylar konuşulacak. İndirimin yansımasıyla ilgili sorun yok” diye konuştu.

İŞTE ALBAYRAK’IN AÇIKLAMALARI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, doğalgaz fiyatları ile ilgili, “Bu indirim 1 Ekim’den başlamak üzere doğalgazda hem tüketiciye hem sanayiye yüzde 10 olarak yansıyacak. Çok önemli bir adım bu biz son dönemde ilk defa kış aylarında indirim yapan bir hükümet de olduk bu da ayrıca çok önemli bir nokta” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, yaptığı basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı. Albayrak, doğalgaz fiyatları ile ilgili, “Biz bu yıl başı itibariyle özellikle İran tahkim davasıyla ilgili ilk olumlu karar çıktıktan sonra bu davanın neticesine bağlı olarak BOTAŞ’ın taşıyacağı ekonomik yükteki iyileşmeye dayalı halkımıza bunu indirim olarak yansıtacağımızı bahsetmiştik. Nitekim, tahkimde son çeyrek yıl sonu itibariyle artık karar aşamasına gelindi, karar yazılacak. Yıl sonundan önce bu kararın uygulanmaya başlayacağı ile ilgili bir süreç içindeyiz ama malum hali hazırda hala karar imza noktasına gelmediği için bu süreç tamamlanmadı ancak vatandaşımıza kış gelmeden bu süreci başlatacağımızı ifade ettiğimiz için hükümetimizle ve başbakanımızla yaptığımız toplantı neticesinde bu kış gelmeden 1 Ekim itibariyle bu indirimi biz yansıtma yönünde bir karar aldık. Bu indirim 1 Ekim’den başlamak üzere doğalgazda hem tüketiciye hem sanayiye yüzde 10 olarak yansıyacak. Çok önemli bir adım bu biz son dönemde ilk defa kış aylarında indirim yapan bir hükümet de olduk bu da ayrıca çok önemli bir nokta. Genelde hep doğalgazda zam haberleri ile gündeme gelirdik, bugün itibariyle biz kış gelmeden yüzde 10’luk bir indirimi açıklamaktan çok mutluluk duyuyoruz. Hane halkına sadece indirim olarak yansımasının hane halkının gelirine ekstra bir kaynak oluşturması hasebiyle bir katkı oluşturmuyor aynı zamanda sanayimizde de çok ciddi bir maliyet girdisi oluşturan enerji maliyetlerinden doğalgazdaki bu yüzde 10 indirim inşallah son çeyrek Türkiye ekonomisinde sanayicimizin de çok önemli bir rekabet avantajına da katkı yapacağına inancımız tam” diye konuştu.

Elektrikte zam olup olmayacağının sorulması üzerine, Bakan Albayrak, “Elektrikte bir zam öngörmüyoruz, zam düşünmüyoruz hattı zatında bu maliyetlerin düşmesine dayalı piyasa liberal bir piyasada olduğu için maliyet düşmesine dayalı önümüzdeki dönemde tam tersine elektrik maliyetlerinde düşme yönünde bir hareket olması kuvvetle muhtemel” cevabını verdi.

Bakan Albayrak, İran tahkim kararı ile ilgili, “Bu karar Türkiye ile İran arasında değil, bu karar tahkimde neticelenecek bir karar. Bu karar neticelendikten sonra hukuki olarak sürecin sözleşmelere bağlı indirimin yansıma süreci başlayacak” dedi.

Rusya ile ilişkilerle ilgili Bakan Albayrak şunları kaydetti:
“24 Kasım öncesi ilişkilerimiz ve 24 Kasım sonrasında yaklaşık 7 aylık yavaşlama süreci ilişkilerde olumlu mesafe kat etme açısından zor bir dönem, Haziran ayından sonra tekrar normalleşme süreci bunu destekleyecek noktada Cumhurbaşkanımızın St. Petersburg ziyareti ve akabindeki gelişmeler. Ağustos ayındaki St. Petersburg ziyaretiyle ilişkilerin 24 Kasım’dan önceki döneme dönmesi hatta daha iyi bir noktaya gelmesi ile ilgili somut mesajlar ve görüşler ortaya konulduğu ifade edildi. Bu noktada Türkiye-Rusya ilişkilerinin önemli noktalarından bir tanesi enerji. Enerji çerçevesi içerisinde ‘Türk Akımı’ Türkiye’de 24 Kasım öncesinde müzakere noktasında belirli bir noktaya kadar gelmiş bir proje. St. Petersburg ziyareti sonrasındaki süreçte ekiplerimiz aynı 24 Kasım öncesi süreci devam ettirme ile ilgili müzakere ve görüşmelerimize başladık ve devam ettirdik. Putin’in Dünya Enereji Kongresi haftası Türkiye’de olacağı ve Enerji Kongresi’nin İstanbul’da 40 yıl sonra çok önemli bir organizasyon olması hasebiyle, Türkiye’ye teşrif etmesi hasebiyle iki taraf, Türkiye-Rusya tarafı bu sürece bağlı olarak önemli adımların atılabilirliği ile ilgili müzakereleri devam ettiriyor. Benim şahsi düşüncem özellikle Türk Akımı bağlamında bu toplantıya kadar önemli bir mesafe kat edeceğimiz yönünde. Dünya Enerji Kongresi’nde Sayın Devlet Başkanı Putin Türkiye’ye geldiğinde bununla ilgili süreci daha net ve somut bir şekilde göreceğiz.”

AK Parti, teşkilata sızmış FETÖ üyelerinin temizlenmesi konusunda hassas bir çalışma yürütüyor. Teşkilatta 17-25 Aralık’taki darbe girişimlerin ardından 2014 ve 2015’te gerçekleştirilen kongrelerde kapsamlı bir temizlik yapılmıştı. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından bu temizlik yeni bir boyut kazandı. Yeni süreçte üç aşamalı inceleme devreye girerken, üç kriter gözetildi. İşte o aşamalar:

İLK ÇALIŞMA İLLERDE

İllerde 3’er kişilik heyetler oluşturuldu. İl ve ilçe teşkilat başkanları, belediye başkanları ve her ilin milletvekillerinden seçilenler heyet olarak çalışma yürüttü. Teşkilatta FETÖ’yle ilişkisi, iltisağı bulunan isimler belirlendi. İhbarlar, belgeler, araştırmalar derlendi. Tespitler, Genel Merkeze iletildi.

GENEL MERKEZ’DE TEK TEK ANALİZ

İllerden gelen bilgiler ve parti yönetiminin çalışmaları, Genel Merkezde üç kişiden oluşan heyete emanet edildi. Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erol Kaya’dan oluşan heyet, bilgileri tek tek analiz ederken, ‘çapraz inceleme’ye tabi tuttu. Bu kapsamda, ihbar ve bilgilerle yetinilmeyerek, o ilin belediye başkanı ve milletvekilleri, Gençlik ve Kadın Kolları yöneticileri de dinlendi, görüşleri alındı. Çalışmalar ‘Güçlü şüphe’, ‘şüphe’ ve ‘zayıf şüphe’ kriterleri göz önüne yapıldı.

SON KARAR BAŞBAKAN’LA

Heyetin, üç kriterle yaptığı tespitler ve raporlar, Başbakan Binali Yıldırım ve parti yönetimiyle paylaşıldı. ‘Güçlü şüphe’ olanlar ve bulgularla durumu netleştirilenler partiden uzaklaştırılarak gerekli adli süreçler başlatıldı. Öte yandan teşkilatlara gelen çok sayıda ihbar da tek tek değerlendiriliyor. Yalan ihbarlara yönelik de işlem yapılırken, bu kişilerin teşkilattaki görevlerine son veriliyor.

KAYNAK: TÜRKİYE

İktidar 2019’da iki seçimin bir arada olmasını istemiyor. Bu düşüncesini gizlemedi, muhalefete önerdiği farklı formüllerle sonuca ulaşmaya çalıştı. Ancak muhalefetin karşı çıkması ve geçmişte bu konuda alınmış Anayasa Mahkemesi kararlarının bulunması nedeniyle olası hale gelemedi. Habertürk’te yer alan habere göre: Çünkü yerel seçim tarihiyle oynamak Anayasa Mahkemesi’nin geçmişte aldığı farklı iki kararından dolayı imkânsız…

Milletvekili genel seçimini ileri bir tarihe ötelemek de eğer “savaş veya doğal afet gibi” durumlar söz konusu değilse mümkün olmuyor. AK Parti de sorunu aşmak için yeni bir formül geliştirmiş. Üç partili komisyonun üzerinde uzlaştığı 7 maddelik anlaşma metnini görüşmek üzere bir araya gelecek üç parti liderinin zirvesinde de masaya getirme kararı almış.

ÖNERİ BU HAFTA

Muhtemelen bu hafta yapılacak zirveye sunulacak düzenleme, Anayasa’nın Mahalli İdareler ile ilgili 127. maddesinin bir bendinde düzenleme içeriyor.

Maddenin 1995’te eklenen bendi şu hükmü taşıyor:

“Ancak, milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahalli idareler organlarına veya bu organların üyelerine ilişkin genel veya ara seçimler, milletvekili genel veya ara seçimleriyle birlikte yapılır.” Mahalli seçimlerin zamanıyla oynanmasına engel bulunduğu için bu yerel seçim tarihine milletvekili seçimini çekmek şeklinde gerçekleşiyordu. Maddeye 1995 yılında eklenen hükmün amacı da, “birbirine yakın iki seçimi masraflı olmaktan çıkarmaktı”… O tarihten sonra uygulama pratiği olmadı. Ancak Meclis seçim kararı alırken, bu hükmü göz önünde tutarak tarihini belirledi.

2019 AYRIMI

Meclis’in önüne bu hüküm 3.5 yıl sonra tekrar çıkacak. Çünkü üç seçim 2019’da çakışıyor; bu durumda milletvekili genel seçimi ile yerel seçimin birlikte yapılması zorunlu olacak. İşte iktidar partisi de bu durumdan kurtulmak için Anayasa’ya 127. maddenin 1995’te eklenen iki seçimin bir arada yapılmasını zorunlu kılan hükmünü ortadan kaldırmak için muhalefete öneri götürme kararı aldı. AK Parti’nin önerisi, ilgili maddenin Anayasa yerine Seçim Kanunu’na taşınması yönünde; yani iki seçimin birleşip birleşmeyeceğine kanun gereği Meclis karar verecek. Maddenin bu dönem değişmesini istemelerindeki neden de seçim kanunlarında yapılan değişikliklerin ancak bir yıl içinde yapılacak seçimde uygulanamaması.

O nedenle de “gündemi, seçim propaganda araçları ve yöntemi, söylemleri farklı olan iki seçimi ayırmaya” ilişkin değişikliği bu dönem gerçekleştirmek istiyorlar. Aktardıklarına göre üzerinde uzlaşılan 7 maddenin ötesinde, eklenmesi muhtemel başka maddeler de var. Örneğin, “savunmanın da yargının asli unsuru haline getirilmesine” ilişkin düzenlemeye AK Parti, “Emin olamadık, liderlere bırakalım” diyerek metin dışına çıkarmıştı; bu hükmü tekrar pakete koyma kararı almışlar. Beklentileri, askeri yüksek yargının kaldırılmasıyla Anayasa Mahkemesi üyelerine ilişkin zorunlu düzenlemeler de eklendiğinde 15 kadar madde değişikliğini Meclis’ten geçirmek. Bu 15 yıl sonra Meclis referanduma gerek duymadan birlikte değişimi yapacak.

Toplumsal uyum ve birlikteliğe katkı verecek…

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun soru önergesini yanıtlayan Bakan Albayrak, şunları kaydetti:

“Hidrolik kaynaklı elektrik üretimine uygun alanların belirlenmesi, DSİ Genel Müdürlüğü yetkisi dahilindedir. Başvuru yapılması uygun projeler DSİ internet sayfasında yayınlanarak özel sektör yatırımlarına açılmaktadır.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inşaatı tamamlanmış ve işletmeye aılmış 152 tane HES vardır. Bu hidroelektrik santrallerin kurulu gücü toplam 3 bin 639,02 MW’dır. Şu an inşası devam etmekte olan 94 adet HES projesi bulunmaktadır. Ayrıca yapımından vazgeçilip iptal edilen 108 adet HES projesi vardır.”

Başbakan Yıldırım başkanlığında önceki gün yapılan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında kamuda tasarruf tedbirleri masaya yatırıldı.

-Sıfır tabanlı bütçeleme yapılacak

-Ödenek tahsisinde bir önceki yıl harcamaları baz alınmayacak.

-Kamu harcamalarının program bazlı sınıflandırma çalışmaları tamamlanacak.

-Kurumlar binalarını kiralama yerine değeri düşük arsalarda yapacak.

-Bahçe sulamasından elektrik maliyetlerine kadar her alanda israfa son verilecek.

-Kırtasiye ve demirbaş malzeme kullanımında da dikkatli davranılacak.

-Zorunlu olmadıkça ısınma amacıyla elektrik kullanılmayacak.

-İlaç, Tıbbı cihaz ve tedavi harcamaları akılcı hale getiriliyor.

-Kamu alımlarında yerli girdi kullanan ürünler tercih edilecek.

-Kaynağı olmayan ihalelere çıkılmayacak.

-İhtiyaca uygun personel istihdamı planlaması yapılacak.

-Personel uzmanlaştığı kadroda istihdam edilecek.

-Resmi seyahatlerde mümkün olduğunca ucuz taşıtlar tercih edilecek.

-Hizmet araçları işletme maliyeti düşük araçlardan seçilecek.

-Mal veya hizmetin doğrudan üretimi ile piyasadan temini yöntemleri maliyet-fayda bakımından değerlendirilecek.

Samsun’da FETÖ/PDY kapsamında sürdürülen soruşturmada ifade için gözaltına alınan AK Parti İlçe Başkanı Fikret Baştan ve Teşkilat Başkanı Kamil Yenice, Murat Topaloğlu ve Refik Başoğlu Cumhuriyet Savcısı’nın ifadelerini almalarının ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme şüphelileri adli kontrol şartıyla şahısları serbest bıraktı.

‘ÜLKEMİN HİZMETKARI OLMAKTAN GURUR DUYACAĞIM’

Duruşma sonrası açıklama yapan Ak Parti Ladik İlçe Başkanı Fikret Baştan, “On beş yıl önce partimizin kurucusu olarak on yıldır da ilçe başkanlığını şerefle yürüttüğüm davamızın hiçbir safhasında ülkeme partime leke sürecek bir davranışta bulunmadım. Darbe gecesi ve devamında sabahlara kadar sokaklarda, meydanlarda güzel ülkemin varlığı birliği için canım pahasına mücadele ettim. Tanıyanlar bilir yoksulun fakirin muhtacın yanında olmanın vatanımı çok sevmemin haricinde hiçbir eylemimiz olamaz. Bu cennet vatan için bedel ödemem isteniyorsa her türlü bedeli ödemeye hazırım. Söz konusu vatan olduğunda gerisi teferruat anlayışını ilke edinen bir insan olarak bugün olduğu gibi bundan sonra da ülkem, partim ve vatandaşlarımın hizmetkârı olmaktan gurur duyacağım.” diye konuştu.

SamsunHaber.TC

İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, Kalkanca Mahallesi’nde yapılacak olan yeni halı saha ile baştan aşağıya yenilenerek yeniden yapılan çocuk oyun parkını inceledi.

ÇALIŞMALARI YERİNDE İNCELEDİ

Anadolu, Derecik, Derebahçe, Kalkanca, Baruthane, Karasamsun ve Kazım Karabekir mahallerine yeni çocuk parkı ve halı saha yaptıklarını ifade eden Başkan Tok, Kalkanca mahallesinde tamamlanan çocuk parkı ve yapılacak olan halı sahada incelemelerde bulundu.

ÇOCUKLARA YENİ PARK VE SPOR TESİSİ

Yeşil alanı, beton zemini, koruyucu kauçuk tabanı ve modern oyun guruplarıyla baştan aşağıya yenilenen çocuk parkını kontrol eden Başkan Tok, Semt Spor Merkezleri Projesi kapsamında çocuk ve gençler için oyun alanları ve spor tesisleri yaptıklarını söyledi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından Kalkanca Mahallesi’ndeki Mehtap Parkını modern oyun guruplarıyla yenilenen parkta eğlenen çocuklarla görüşen Başkan Tok, Mahalleye yeni bir halı saha kazandıracaklarının müjdesini verdi.

HER ŞEY ÇOCUKLARIMIZ İÇİN

Parkta eğlenen çocuklarla bir süre vakit geçiren İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, ” Vakitlerinin çoğunu oyun parkında geçiren yarınlarımızın teminatı çocuklarımızın hoşça vakit geçirdiği parkları program dahilinde baştan aşağıya yeniliyoruz. Parklarımızda bulunan oyun grupları, yeşil alanlar, park zeminleri ve aydınlatma gruplarımızı tamamen yenileyerek ilçemizde bulunan parklarımızı yeni görünüme kavuşturuyoruz. Yani sıfırdan yeni parklar yapıyoruz. Sıfırdan yenilediğimiz çocuk parkının yanı sıra yeni park ve spor tesisleri de yapıyoruz. Her şey geleceğimiz için. Geleceğimizin teminatı sevgili yavrularımız için. Onlar için ne yapsak azdır. Çocuk parklarını yapmak kadar o parklara sahip çıkmak, korumak ve kollamakta çok önemli. Vatandaşlarımızın ve mahalle sakinlerimizin parklarımızda bulunan oyun gruplarını ve dinlenme alanlarını sahiplenilerek korunması gerekmektedir. ” diye konuştu.

Yurt kapasitenin arttığına vurgu yapan Bakan Kılıç şunları söyledi: “Yurt kapasitesi bu yıl sonu itibarıyla 545 bin olacak, 22 bin civarında bir yatak kapasitesi artışı olacak. 2017 yılı sonunda 123 bin artışla 668 bin, 2018 yılı sonunda 697 bin, 2019 yılının sonunda da 755 bin civarında bir kapasiteye ulaşılacak. Bütün yurtlarımızda artık beslenme katkısı şeklinde verdiğimiz ücrette doğrudan parmak izi sisteminin içerisine otomatik olarak yapılacak. Öğrenci yurtlarındaki güvenlik de bu yıl en üst seviyeye çıkarılacak. Giriş noktalarına havaalanlarında gördüğünüz x-ray cihazlarını yerleştireceğiz.

“383 BİN 538 BAŞVURU YAPILDI”

Bu sene Kredi ve Yurtlar Kurumuna 383 bin 538 başvuru yapıldığını, disipline uymayanlar, yurttan uzaklaştırılanlar, sisteme yanlış bilgi verenlerin başvurularının elimine edildiğini, 364 bin başvurunun geçerli saylıdı.

guvenlik_sorusturmasini_gecemeyen_yurttan_atilacak_1473171645_6367

İLK YERLEŞTİRME SONUÇLARI

İlk yerleştirmenin yarın gece yarısına kadar yapılacağını, bu sayının şu an itibarıyla 130 bin civarında olduğunu dile getiren Kılıç, yerleştirme hakkı kullanmayanların da bulunacağını hatırlattı. Kılıç, “Üniversiteler açılıncaya kadar üç yedek sıra açıklamış olacağız. Birinci yedek 9 Eyül’de, ikinci yedek 17 Eylül’de, üçüncü yedek ise 22 Eylül’de açıklanacak. Yedekten kastımız, kayıt hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yerine boş kalan kapasiteye yedek sıradan gelenlerin yerleştirilmesi olacak. Ciddi anlamda yoğun bir çalışma süreci ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

1.5 MİLYON ÖĞRENCİYE BURS

Kılıç 1,5 milyon öğrenciye de burs vereceklerini ifade ederek, hak sahiplerinin bu ay içinde kredilerini alacaklarını söyledi.

FETÖ’NÜN SENBOLİK YERLERİNE KYK TABELASI ASACAĞIZ

FETÖ terör örgütünce kullanılan binalar içerisinden kullanabildiğimiz, şu anda alıp da sisteme dahil edebildiğimiz 131 bina mevcut, 821 bina içerisinden.Bazı yurtlar var ki sembolik anlamı vardır. Hem bizim hem de FETÖ açısından. Sembolik olan yerlere özellikle KYK’nın tabelasını asma konusunda çok büyük kararlılığımız var. İnşallah yakında Ankara’da da önümüzdeki günler içerisinde onlar açısından çok sembolik değeri olan bir yurdun tabelası Kredi ve Yurtlar Kurumu olarak değişecek”

FETÖ’DEN 20 BİN CİVARINDA KAPASİTE GEÇTİ

20 bin civarında bir kapasite bize geçmiş durumda. 12-22 Ağustos tarihlerinde herkese açık şekilde biz kayıtlarımızı aldık. O arada el konulmalar da olduğundan dolayı bu sayı bazen artıp bazen eksilebiliyor. Ama bizim kullanabileceğimiz yurtlar bize geçmiş oldu. Diğerlerinin de farklı hizmet verebilecek olan devlet kurumlarımıza tahsisi olacaktır.

GÜVENLİK SORUŞTURMASINDAN GEÇEMEYENİN YURTLA İLİŞİĞİ KESİLİYOR

Kılıç, “FETÖ soruşturmaları kapsamında KYK’dan burs alan öğrencilerle ilgili soruşturma süreci var mı, kesilen burslar var mı?” sorusuna karşılık, kredi ve burs verdikleri öğrencilerin bazı kriterleri karşılaması gerektiğini söyledi. Öğrencilerin terör örgütüyle ilişkisi olup olmadığı konusunda ciddi bir araştırma yapıldığını anlatan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önceki yıllarda periyodik olarak sadece yılda bir yapılan bir araştırmaydı. Biz bunu yaklaşık bir senedir her ay yapıyoruz. Çünkü artık elektronik sistemden yapma imkanımız olduğundan dolayı. Daha önce bazı şeyler oldu. Kaydını yapıp sonra gelmeyen bazı kişilerin, olumsuz birtakım olayların içerisinde adı geçti. Bunu engellemek için her ay burs ve kredi öğrencimizin hesabına yatırılmadan önce tekrar 11 kurum tarafından özellikle güvenlik açısından taranıyor. Sizin eğer Adalet Bakanlığı içerisinde veya emniyetle alakalı bir sorununuz olduysa bu sisteme doğrudan düşüyor. Bizim de bunu görme imkanımız var. Bu geldiği anda bizim kriterlerimizin bununla alakalı olan karşılığı neyse o yapılıyor. Yani bursu kesilen de kredisi kesilen de oldu. Güvenlik soruşturmasından geçemeyenin yurtla da ilişiği kesiliyor.

Bugün toplanacak Anayasa Komisyonu’nda 2019’daki 3 seçimi yaymaya öneren AK Parti’nin, “Yerel seçim 6 ay öne alınıp Ekim 2018’de, Cumhurbaşkanlığı 3 ay kaydırılıp Ekim 2019’da yapılsın” teklifi yapacağı öğrenildi. Teklifte ayrıca, 2019’un Kasım’ında yapılacak genel seçimin de 2020 Ekim’e kaydırılması önerilecek.

AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ve MHP Milletvekili Mehmet Parsak’tan oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri bugün mesaisine kaldığı yerden devam edecek.

AK PARTİ, 3 SEÇİMİN YENİDEN TAKVİMLENDİRİLMESİNİ İSTİYOR

Bugünkü toplantıda liderler ile partilerin yetkili kurullarına sunulan ve onay alınan değişiklikler masaya yatırılacak. Toplantıda en önemli başlıklardan birini seçimlerin takvimlendirilmesi konusu oluşturuyor. AK Parti, 2019’daki 3 seçimin, iklim şartları, bütçeye getireceği ek yük ve içinden geçilen hassas durum göz önüne alınarak yeniden takvimlendirilmesini istiyor.

Normal seçim takvimlerine uyulması halinde 2019’un bahar aylarında yerel, Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı, Kasım ayında ise genel seçim yapılması gerekiyor. AK Parti muhalefete üç seçimi üç yıla yaymayı öneriyor.

Öneri şöyle:

-2019 Mart’ında yapılması gereken yerel seçimler bir kereye mahsus 6 ay öne alınarak 2018 yılının ekim ayında yapılsın.

-2019 yılının ağustos ayında yapılması gereken Cumhurbaşkanlığı seçimi, 3 aylık ertelemeyle 2019 yılının ekim ayına kaydırılsın.

-Milletvekilliği seçimleri 4 yıl yerine yeniden 5 yılda bir yapılsın. Böylece 2019 Kasım ayında yapılması gereken genel seçimler 2020 Ekim ayına ertelensin.

MUHALEFET TEKLİFE SOĞUK BAKMIYOR

Muhalefet teklife soğuk bakmıyor. Ancak düzenlemenin yargıyla ilgili mini pakete mi, yoksa 60 maddelik değişiklik teklifine mi alınacağının bugün yapılacak toplantıda netleşmesi bekleniyor.

(Habertürk)

AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel, 30 Ağustos Zaferi’nden sonra Türkiye’nin uçurumun kenarından döndüğünü, işgalden kurtulduğunu ve kendisine yeni ufuklar, büyük hedefler çizerek geleceğe doğru emin adımlarla ilerlemeye başladığını söyledi.

DESTANSI ZAFERİN TEZAHÜRÜDÜR
İl Başkanı Göksel, yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Başkomutanlığı ve kahraman askerin şehadet bilinci sayesinde zaferle sonuçlandırılan Büyük Taarruz, ülkemizin kaderini belirledi. Hiç şüphe yok ki, milletimizin bugünkü mevcudiyeti ve cumhuriyetimiz, o destansı zaferin bir tezahürüdür. Bizler bu şuurla, ecdadımızın emaneti olan Cumhuriyetimizi hakkıyla muhafaza ve müdafaa etmek için canla başla çalışıyor, hedeflerimize doğru kararlılıkla ilerliyoruz. 15 Temmuz gecesi yaşanan kalkışmaya rağmen Türk Milleti olarak, 30 Ağustos’u silahlı kuvvetlerimize tavır almadan, askerlerimizle birlikte, büyük bir gururla kutluyoruz. Askeriye içerisindeki vatan hainlerine rağmen, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörle mücadelesini de en üst seviyede sürdürmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere, bu zaferin mimarı olan istiklal şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyoruz.”

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, Samsun merkezli olarak 3 ilde adliye çalışanlarına yönelik operasyon düzenlendi, 10 kişi gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Samsun kent merkezi ile Ordu ve Kahramanmaraş’ta, haklarında gözaltı kararı bulunan bazı kişilerin ev ve iş yerlerine operasyon düzenlendi.

Samsun’da icra müdür yardımcısı Abdulaziz Y ile zabıt katipleri Filiz Sönmez D, Tarık K, Beyza K, Kadir A, mübaşir Numan K, memur Oğuzcan S, Ordu’da Aslıhan B. ve Erdal B. ile Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde icra müdür yardımcısı Adil D. gözaltına alındı.

Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda bilgisayar, sabit disk ve dokümana el konuldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Aktay, FETÖ ile bağlantısı tespit edilen dört ilçe belediye başkanının AK Parti’den ihraç edildiğini söyledi.

Aktay, Erzurum Aşkale Belediye Başkanı Enver Başaran, Giresun Çamoluk Belediye Başkanı Savaş Akarçeşme, Konya Ilgın Belediye Başkanı Halil İbrahim Oral, Nevşehir merkeze bağlı Nar Belde Belediye Başkanı Ali Erdoğmuş’un partiyle ilişkilerinin kesildiğini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Artvin´in Şavşat İlçesi’nden Ardanuç’a giderken içinde bulunduğu araç konvoyuna ateş açıldı. Korumaların karşılık verdiği olayda çatışma çıktı. Kılıçdaroğlu, Ardanuç´a dönerken, ikinci kez saldırıya uğradı. Bunun üzerine karayolları binasına götürüldü.

KILIÇDAROĞLU’NDAN AÇIKLAMA

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, telefonla bir televizyonun yayınına bağlanarak, “Benim açımdan sorun yok. Güvenlik güçleri çatışma bölgesinden beni çıkardılar. Karayolları binasındayım. Güvenlik güçleri açısından da olumsuz bir şey olmaz endişemiz bu” dedi.

1 ŞEHİT VAR…

Daha sonra A Haber’e canlı olarak bağlanan Kılıçdaroğlu saldırıda bir şehit olduğunu açıkladı. İçişleri Bakanı Efkan Ala ise Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırının PKK tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı.

Ala’nın açıklaması şöyle: “1’i ağır 3 askerimiz yaralı. Toplam 3 yaralımız var. Sayın Kılıçdaroğlu ile görüştüm. kendisinin durumu iyi. Büyük bir üzüntümüz olduğunu dile getirdim. Kendisini daha güvenli araçlarla istediği yere götüreceğiz.

EYLEMİ GERÇEKLEŞTİREN ÖRGÜT KESİN PKK

PKK Karadeniz’e açılmak amacıyla faaliyede bulunuyorlar. Jandarmamız bölgede çok büyük bir operasyon yürütülüyor. Bu işi gerçekleştiren alçaklar da bölgede yakalanacaktır. Eylemi gerçekleştiren kesin olan PKK.”

Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, İstanbul Yenikapı merkezli olarak düzenlenen ve tüm Türkiye’de milyonlarca vatandaşı aynı meydanlarda buluşturan Demokrasi ve Şehitler Mitinginin, tüm vatan hainlerine ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla gerçekleşen Demokrasi ve Şehitler Mitinginin önemine dikkat çeken Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, Türkiye’nin dünyaya mesaj verdiğini kaydetti. Başkan Taşçı, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın katılımıyla gerçekleşen miting, dosta güven düşmana korku verir nitelikteydi. Özlenen birlik ve beraberlik, gerek İstanbul Yenikapı’daki mitingde gerekse 81 ilimizin meydanlarındaki mitinglerde sağlandı. Bölücüler bu tablo karşısında, ülkemizi bölmeye asla güçlerinin yetmeyeceğini açık bir şekilde anladı. Meydanlarda toplanan milyonlar, vatan hainlerine ciddi bir uyarıda bulundu” dedi.

Samsun Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen Demokrasi ve Şehitler Mitingine sağlanan katılıma dikkat çeken Başkan Taşçı, “Siyasi düşüncelerini bir kenara bırakıp, milli birlik ve beraberlik için omuz omuza veren Samsunlular, söz konusu vatan olduğunda gerisinin teferruat olduğunu herkese gösterdi. 15 Temmuz gecesinde sokaklara dökülen ve o geceden itibaren demokrasi nöbetleriyle milli iradeye, demokrasiye sahip çıkan Samsunlular, Cumhuriyet Meydanında tarihi bir güne imza attılar. Cumhuriyet Meydanına baktığımda Kurtuluş Savaşında, Çanakkale Savaşında atalarımızın verdiği mücadeleyi gördüm. Bu tablo karşısında gurur duymamak elde değil. Bu birlik ve beraberliğin daim olması, Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar bir olması, iri olması ve diri olması anlamına geliyor” diye konuştu.

Nogay Marşı ile adını Türk dünyasına duyuran sanatçı Arslanbek Sultanbekov, Atakum Belediyesinin davetlisi olarak geldiği Samsun’da önce Atakum Demokrasi Nöbetin ardından da Cumhuriyet Meydanı Demokrasi Nöbetine katılarak Samsunlularla buluştu. Başkan Taşçı, “Milli birliğe ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu bugünlerde, milletimiz birbiriyle kenetlenmiş durumda” diye konuştu.

Atakum Belediyesi tarafından davet edilen ve Atakum Belediyesi yanında günlerdir devam eden demokrasi nöbetine katılan Arslanbek Sultanbekov, burada Atakumlulara Türk kahramanlık destanları okudu. Konser vermesi planlanan, Ordu’dan gelen şehit haberleri üzerine konseri iptal edilen Arslanbek Sultanbekov, “Türk olmaktan ve Türkiye’de olmaktan dolayı gurur duyuyorum. Tüm Türk devletleri için Türkiye’nin ayrı bir yeri var. 15 Temmuz gecesi yaşanan hain darbeye, tüm Türk devletlerinde aynı tepki vardı. Biz de tepkimizi dile getirmek için Demokrasi Nöbetlerine katılıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de Dombra adlı destan ile tanınan Arslanbek Sultanbekov’a teşekkür eden Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, “Milli birliğe ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu bugünlerde, milletimiz birbiriyle kenetlenmiş durumda. Meydanlarda el ele, omuz omuza demokrasi nöbetleri tutan milletimiz, vatan hainlerine ders veriyor. Türk devletlerinin bu anlamda bizlere yürekten destek verdiğini biliyor olmak, bizleri ayrıca güçlendiriyor. Arslanbek Sultanbekov, Türk devletlerinin tümünde sevilen bir sanatçı. Böylesi kutsal bir nöbette kendisini de aramızda görmek istedik. Bizleri kırmadığı için kendisine teşekkür ediyoruz” dedi.

Demokrasi Nöbetlerine gösterilen ilgi karşısında son derece memnun olduğunu söyleyen Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, “Devletimizin kademelerine sızmış, adeta bir virüs gibi yayılmış olan vatan hainleri, darbe girişimlerinin başarısız olması sonucunda adeta köşeye sıkışmış bir hale geldi. Devletine sahip çıkan Türk Milleti, paralel hainleri adeta bir fare gibi köşeye sıkıştırdı. Bu anlamda milletimizin meydanları terk etmemesi, hainlerin yeni bir fırsatı elde etmesine ciddi bir engel oluyor. Atakum’da kararlılık ve azimle sürdürdüğümüz Demokrasi Nöbetine katılarak milli iradeye, demokrasiye, devletine ve milletine sahip çıkan vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Atakum Demokrasi Nöbetinin ardından Arslanbek Sultanbekov’u Cumhuriyet Meydanındaki nöbete götüren ve burada Samsunlularla buluşturan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Fuat Köktaş, Hasan Basri Kurt ve Orhan Kırcalı, Samsun Valisi İbrahim Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Rabia Bay Keser, AK Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Caner Göktepe ve STSO Başkanı Salih Zeki Murzioğlu’yla birlikte demokrasi nöbeti tutan vatandaşları selamlayarak, kararlılıklarından dolayı teşekkür etti.

ata1 (4)

Başbakan Binali Yıldırım, Bloomberg News Televizyonu ve Haber Ajansı’na verdiği mülakatta, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıldırım, 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Türkiye büyük bir felaketin eşiğinden döndü. Maalesef silahlı, kanlı bir darbe girişimi milletimizin direnciyle, hükümetimizin ve cumhurbaşkanımızın dirayetiyle başarısız hale getirildi ve ülkede işler normale döndü. Bu darbeye sebep olanların bu işten kolay kurtulmalarını kimse beklemesin. Çünkü arkada 246 tane şehidimiz var, binlerce yaralımız var. Bunların hesabı sorulacak. Hesap sorarken intikam duygusuyla hareket etmeyeceğiz, adalet ile hareket edeceğiz. Çünkü Türkiye bir hukuk devleti. Hukuk devletinin gereği neyse o yapılacak. Burada ne kadar derine gider, hangi düzeyde olur, bunu yargı belirler. Bizim belirlememiz söz konusu değil. Biz sadece yargının işini yapması için gerekli desteği vereceğiz. Ama zannediyorum büyük oranda zaten bu işin içinde olanlar, bu işe karışanlar, fiilen bu darbe girişimini yönetenler hali hazırda zaten adalete teslim oldu. Geriye kalan çok fazla insan olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

“Şu anda zaten çatışma yok” diyen Başbakan Yıldırım, “Çatışma dediğiniz, 15 Temmuz gecesi saat gece 10’da başladı ve olay ertesi günü sabah 4’te, 5’te bitti. Onun dışında herhangi bir çatışma, herhangi bir can kaybı söz konusu yok. 4’ten itibaren de artık bu işe karışan bütün zanlılar, şüpheliler toplanmaya başladı. Şu anda onların soruları devam ediyor. Bazıları sorguları sürüyor, bazıları tutuklandı, bazıları da halen aranıyor” şeklinde konuştu.

Fransa’da bir terör hadisesi olduğunu belirten Yıldırım, “Birinci sefer yetmedi, ikinci sefer uzadı. Şimdi üçüncü kez de uzattılar. 6 ay daha uzattılar. Yani biz uzatmaktan yana değiliz. Bir kere bunu söyleyeyim. Ama üç ay içerisinde, 90 gün içerisinde bütün bu işleri yoluna koyarsak kaldırırız ama hala yapmamız gereken işler varsa, ihtiyaç varsa şüphesiz uzatmayı da gözardı etmeyiz, bunun bilinmesi gerekir. Yani Fransa’da yaşanan olayla Türkiye’de yaşanan olayı kıyas bile kabul etmez. Çünkü orada sadece bir terör hadisesi oldu, insanlar hayatını kaybetti. Burada ülkenin rejimini değiştirmeye yönelik, demokrasiyi yok etmeye yönelik ciddi bir silahlı darbe girişimi var. Dolayısıyla bizim bu anlamda OHAL’de Fransa’ya göre çok daha haklı gerekçelerimiz var. Bu OHAL, şunu özellikle ifade etmek isterim ki, anayasaya dayanarak yapılmış bir iştir. Bizim anayasamıza göre dört şekilde OHAl var veya sıkıyönetim var. Bir; ağır ekonomik koşular varsa, ülkede büyük sıkıntılar varsa, temel ihtiyaçlar karşılanamıyorsa, olağanüstü hal ilan edilebilir. İki; büyük bir afet, felaket veya toplumsal şiddet olayları yaygınlaşmışsa olağanüstü hal ilan edilebilir. Bir de ülkenin rejimine, meşru hükümetine karşı bir darbe girişimi varsa, olağanüstü hal ilan edilebilir” diye konuştu.

Yıldırım, “Biz bu durumu kullanarak olağanüstü hal ilan ettik. Şöyle söylemek lazım, olağanüstü hal vatandaş için değil, biz kendimiz için olağanüstü hal ettik. Yani devlet için, hükümet için olağanüstü hal ilan ettik. Niye? Bu darbeye sebep olanlar, bu darbenin doğurduğu sonuçları ortadan kaldırmak için gerekli hukuki süreçleri, reformları, yapısal değişiklikleri hızlı bir şekilde halletmek, bir daha darbe yaşanacak şartları ortadan kaldırmak. İşin özü, esası budur” dedi.

Çok sayıda insanın gözaltına alındığını ve bunların sorgulanması gerektiğini anlatan Yıldırım, “Bir kere çok sayıda insan gözaltına alındığı için bunların sorgulaması için zaman lazım. 4 gündü, bunu 30 güne çıkardık. Sadece bu işle ilgili, yani darbe girişimine karışmış, ülkenin rejimini yıkmaya çalışanlarla ilgili binlerce insan var. Bunların sorgulamasının sağlıklı yapılması için bu süreyi uzattık. Diğer yandan bu darbe girişimi esnasında hayatını kaybedenlerin şehit sayılması ve şehitlik, gazilik haklarından yararlanmaları için bir düzenleme getirdik, yakınlarına bir takım haklar sağladık. Ayrıca darbe girişiminde bulunan FETÖ terör örgütünün bütün okulları, hastaneleri, dernekleri, vakıfları bunlara el konuldu. Devlet el koydu ama mülkiyetine el koydu. Ancak faaliyetleri kesintiye uğramayacak. Devletin kontrolünde okullar çalışmaya devam edecek, hastaneler çalışmaya devam edecek ve sorumlu olan dernek vakıf yöneticileri de yargıda hesaplarını verecekler. Bu da yaptığımız bir şey. Ayrıca bu darbe girişimine fiilen FETÖ terör örgütüyle iştirak eden asker personel, sivil personel ve yargı mensupları, bunların da görevlerine son verilmesi için yine bir düzenleme yaptık, bunu da hayata geçirdik. Bunun dışında başka düzenlemeler de bundan sonra gelecek” dedi.

Başbakan Yıldırım, “Nedir bu düzenlemeler? Bir kere kurumlarda ciddi bir silahlı kuvvetler başta olmak üzere, ciddi bir yeniden yapılanma ihtiyacı var. Bu darbe girişiminde de gördük ki burada bir güvenlik zaafiyeti var, hiyerarşi, komuta kademesiyle alt kademe arasında bazı sorunlar var. Bu sorunları ortadan kaldıracak şekilde yeniden yapılanmaya gideceğiz. Demokratikleşme yönünde atmamız gereken daha çok adımlar var, onları da bu sürede tamamlamış olacağız. Ayrıca ekonomi ile ilgili düzenlemeler var, ancak ekonomiyle ilgili düzenlemeleri bu olağanüstü hal kapsamında düşünmüyoruz. Onları ayrıca parlamentonun normal çalışma takvimi içerisinde yapılmaya devam edecek. Onların detaylarına isterseniz gireriz” şeklinde konuştu.

Kurumların yapısal sorunlarının halledileceğini anlatan Yıldırım, “Tabii şuanda bu darbe girişimi esnasında görev başında bulunanlarla ilgili de herhangi bir zaafiyet varsa, herhangi bir hata varsa veya kasıt varsa bunları da tabii ki araştırıyoruz. Peşinen kimseyi suçlu ilan etmek bizim görevimiz değil ama, bilinen bir gerçek var; bu darbe öncesi bir istihbarat zaafiyeti yaşanmıştır. Bu darbeye müdahale konusunda bir zaafiyet yaşanmıştır. Bütün bunlar araştırılacak, sebepleri ortaya çıkarılacak, sorumluları ortaya çıkarılacak ve bunun hesabı hukuk sistemimiz içerisinde sorulacak” diye konuştu.

Darbe girişiminin iki maliyetinin olduğunu, bunlardan birincisinin manevi, ikincisinin ise moral maliyeti olduğunu belirten Yıldırım, “Tabii ki darbenin ekonomik bir hasarı da var, ekonomimize verdiği bir zarar da var. Nitekim Standart poors hemen not düşürdü. Bence orada da çok etik davranmadılar. Böyle bir fırsatçılık yaptılar. Biz büyük bir darbeyi defetmiş bir milletiz, demokrasiyi ayakta tutmak için mücadele vermişiz. Bu tip değerlendirme kuruluşların aceleci davranmayıp durumu iyice gördükten sonra hareket etmelerini beklerdik. Bu durum doğrusu bizi üzdü. Bunu söylemek isterim” dedi.

Hasar tespitinin yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, bütün değerleri altüst edecek bir değişimin yaşanmadığını, borsada hafif düşüş, kurda hafif yukarıya doğru hareketlenme, faizde de politika faizinde de çok hafif bir kıpırdanma olduğunu ve önümüzdeki günlerde bunun normal seyrine geleceğini ifade etti.

Başbakan Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti: “Bakın bir ülkede darbe oluyor. Normal şartlarda ne olması lazım? İnsanlar paralarını çekmeleri lazım. Türkiye’de ne oldu? Millet, vatandaş elindeki dövizi götürdü bankaya yatırdı. Darbeden sonraki 3 günde 8 milyar dolar döviz bozduruldu ve bankalara yatırıldı. ATM’lerde, bankalarda, orada burada hiç öyle panik olmadı, kuyruk olmadı, para vardı-yoktu öyle Yunanistan’daki gibi ATM’ler kapatıldı, ödeme sınırları getirildi falan hiçbir şey yok. Herşey sakin, herkes işinde gücünde çalışıyor. Dükkanını açtı, ticaretini yapıyor. Efendime söyleyeyim, darbe işi tamamen bizim devletimizin, milletimizin dirayetiyle 8-10 saatte defettiğimiz bir meseledir. Ama şehitlerimiz var, kan dökülmüştür uçaklardan, helikopterlerden bomba atılmıştır. Mermiler atılmıştır, tanklar insanların üzerinden geçmiştir, onları ezmiştir. Bunlar unutulmayacak. Bunlar bizi derinden yaralayan şeylerdir. Milletin verdiği paralarla, vergilerle alınan silahları, milletin üzerine çeviren, onları bu bombalarla, bu mermilerle, bu silahlarla öldüren, şehit edenler Türk değildir. Bu ülkenin seven insanları değildir, bunlar küresel bir terör örgütünün birer militanıdır. Bunlar asker de değildir. Bunlar asker elbisesi içine sığınmış terörist canilerdir. Bunun böyle bilinmesi lazım. Askerlerimiz, silahlı kuvvetlerimizin vatansever, yurtsever subayları, askerleri bu işin dışındadır.”

Çalışma hayatıyla ilgili reform paketinin görüşmesinin yapılacağını anlatan Yıldırım, “Bireysel emekliliği teşvik edecek uygulamalara giriyoruz. Ayrıca, Türkiye’de tabi bir varlık yönetim fonu da kuruyoruz. Böylece özellikle yatırımları genel bütçe yerine, bu fondan temin etme cihetine gideceğiz ki bütçemizin dengelerinde herhangi bir problem çıkmasın. Türk özel sektörün bölge ülkelerinin aksine farklı bir durumu var. Türk özel sektörü, küresel çalışıyor. Yani Avrupa’dan ortakları var, Uzakdoğu’dan ortakları var. Dolayısıyla dünyaya açık, kendi ihtiyaçlarını kendileri görebiliyorlar. Bu çok önemli bir şey. Yani bizim özel sektörümüzün diyelim ki finansman ihtiyacı var, hiç bize ihtiyacı yok. Gidip görüşmesini yapıyor, finansmanı buluyor, gerekli teminatlarını da veriyor. O bakımdan yani Türk ekonomisi özel sektörü devletten daha liberal durumda. O yüzden de o alanda bir sıkıntı görmüyoruz. Her türlü ihtiyacını, gelecek yatırım ihtiyacını, kredi ihtiyacını karşılayabilecek durumda. Ha zora düşen olursa ne olacak? orada da biz yanındayız, kredi garanti fonumuz var. Onu devreye sokacağız, yeniden yapılandıracağız. Yeniden yapılandırınca işlerini yoluna koyacak ve hem taahhütlerini, borçlarını ödeyecek hem de üretime devam edecek, istihdama devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Zaten bu darbe meselesinden önce bizim kamuoyuna ilan ettiğimiz bir ekonomik müjde paketi vardı” diyen Yıldırım, “Bu müjde paketinin birinci bölümü yasalaştı, ikinci bölümü görüşülüyor. Üçünü bölümü de sırada. Dolayısıyla biz bunları çıkardığımız zaman, ekonomiyle ilgili ayrı bir tedbir almaya ihtiyaç yok. Bunlar devam ediyor. Parlamento normal çalışmasını sürdürüyor ve bu reformları çıkaracak. Ama diğer yandan da bir olağanüstü hal yetkisi aldığımız için, ülkenin güvenliğine, asayişine, bu terör örgütlerinin yok edilmesine yönelik düzenlemeler yapıyoruz. İki şey ayrı gidiyor. Asla ve asla ekonomiyle ilgili konuları biz olağanüstü halin içinde düşünmüyoruz. Bunu da tamamen normal reform süreci, parlamentoyla hükümet arasında devam ediyor. Ha şu var; ekonomi dinamik bir yapıdır. Öyle bir gelişme olur ki, bir tedbir almanız gerekir. O tedbiri alacaksınız. Onlar günü birlik verilecek kararlardır” şeklinde konuştu.

Erken seçim diye bir şeyin söz konusu olmadığını belirten Yıldırım, “Altını çiziyorum ve net olarak ifade ediyorum. Bu yönde de kafa karıştırmaya çalışanlar var, işte hükümet, AK Parti bu darbeden güçlü çıktı, bir baskın seçim yapacak falan bunlar bizim aklımızda fikrimizde yok. Öyle bir etik de bulmayız bunu. Biz dört yıllığına milletten yetki aldık, o yetkiyi sonuna kadar kullanacağız. Ama o yetkiyi elimizden almaya kalkanların da tepesine balyoz gibi ineriz, indik. Bundan sonra da böyle aklından, fikrinden geçirenler varsa, ayaklarını denk alsın. Seçim yok, geçim var. Vatandaşın geçime ihtiyacı var, işe güce ihtiyacı var. Seçim yorgunu oldu vatandaş, durmadan seçim. Geçen sene üç tane seçim yaptık. Bir daha seçimle kaybedecek vaktimiz yok. Onun için biz seçim demek ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması demek, seçim demek programların yarıda kalması demek, seçim demek öngörülebilirliğin, ileriye yönelik planların ertelenmesi demek. Dolayısıyla seçimin ihtiyaç olmadığı halde, seçimi gündeme getirmek, ülkeyi sevmek demek değil. Onun için böyle bir programımız yok. Bunu söyleyeyim” dedi.

“İkincisi, başkanlık sistemi, bugünün meselesi değil” diyen Yıldırım, “Türkiye’de yeni anayasa yapılması, bütün partilerin başından beri, son 15 senedir istediği bir konudur. Başkanlık sistemi de zaten yeni anayasa içerisinde ele alınması gereken bir husustur. Dolayısıyla, bizim şimdi başkanlık sistemi veya yeni anayasayı tek başına, AK Parti olarak yapma şansımız yok. Onun için ne yapmamız lazım? uzlaşmamız lazım. En az 330 evet oyu alacağız ki, parlamentoda teklifimiz, yeni anayasa teklifimiz başkanlık da dahil olmak üzere sistem teklifimiz referanduma gidebilsin. şu anda bizim bunu tek başına yapma şansımız yok. O yüzden partilere de çağrıda bulunuyoruz, diyoruz ki gelin, bir olalım hepimizin, 79 milyon milletin ihtiyacını karşılayacak, herkesin bu anayasanın içinde ben de varım, bu anayasa beni de kapsıyor diyebileceği bir değişikliği yapalım ve bunu halkımızın onayına sunalım. Bizim pozisyonumuz bu. Dün de böyleydi bugün de böyle. Başkanlık sistemi ne için gerekli? İstikrar için, güven için. Başkanlık sisteminde işte bu ve buna benzer maceraya kalkışanlar olamaz. Çünkü mutlak siyasi irade hakimiyeti vardır. Zayıf iktidarlarda ancak bu darbecilerin hevesi artar ama şimdi AK Parti iktidarında buna benzer girişimler çok oldu. Her seferinde bunu etkisiz hale getirmeyi başardık. Nasıl başardık? Çünkü millet arkamızdaydı. Eğer halkınız arkanızda durmazsa ne kadar güçlü olursanız olun; hiç faydası olmaz yok olup gidersiniz. Halka rağmen iktidar olunmaz. Halk iradesine rağmen iktidar olunmaz. Onun için biz bu konuları diğer siyasi rakiplerimizle görüşmeye her zaman hazırız. Yapacağımız bir değişiklik, sistem değişikliği, anayasa değişikliği, toplumun yüzde 100’ü değilse bile büyük bir kesimini, kahir ekseriyetini kapsaması lazım, onların kabul edebileceği bir metin olması lazım. Bunu da tek başına yapamayacağımız aşikar onun için bütün partilerle çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Başbakan Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti: “Açıkçası tabi bunu henüz test etmedik, ümit ederim öyle olur. Biz bu planımızdan vazgeçmiş değiliz. Darbe oldu diye herşeyden vazgeçeceğiz, kenara çekileceğiz diye bir şey yok bunu kimse bizden beklemesin. Milletimizin talebini, beklentisini karşılamak için her türlü çalışmayı yapacağız. Bize bir fedakarlık düşüyorsa, bu fedakarlığı da yaparız. Ama yeter ki, sorunlar, sürekli konuşulup ortada bırakılmasın. Sorunları konuşalım ama, çözüm için de adım atalım. Çünkü zamanın da bir maliyeti var, zaman da para. Bazen paradan daha kıymetli. Kaybettiğiniz parayı geri getirebilirsiniz ama zamanı geri getirme imkanı yok. Onun için biz reform çalışmalarına hiçbir şekilde yavaşlatmadan, hız kesmeden devam edeceğiz.”

“Darbeyle ilgili konuda açık şekilde darbeye karşı olduğunu ve bizim yanımızda olduğunu ifade eden parti ana muhalefet partisi, CHP” diyen Yıldırım, “Lideri ve partililerin tamamı, meydanlardaydı, bizi destekledi. MHP de de destekledi, orada da ciddi bir destek aldık. HDP ise darbeye karşı hazırlanan ortak bildiriye imza atarak, onlar da destek verdiler. Ama darbe gecesi bir karşılıklı temasımız olmadı. Buradan Güneydoğu’ya gelirsek, güneydoğuda da bizim ayrı bir sorunumuz var. Bir darbe olayı yaşadık ama orada da bölücü terör örgütü var. Ülkeyi bölmek istiyorlar. Ülkenin o bölgede yaşayan insanları öldürüyorlar, polisi şehit ediyorlar, askeri, korucuları şehit ediyorlar. Masum insanların üzerine bomba atıyorlar. O da ayrı sorun alanımız. Bu darbeyle nasıl müdahale ediyorsak orada da aynı mücadeleyi sürdüreceğiz. ne zamana kadar? Bu ellerinde silah olan terör grupları artık silahları bırakacaklar, bir daha ellerine almamak üzere bırakacaklar ve açıkça diyecekler ki bizim Türkiye’yi bölmek gibi bir hedefimiz yok, sorunlarımızı üniter devlet yapısı içerisinde tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet çatısı altında çözmek istiyoruz. Konularımızın burada hallolmasını istiyoruz diyecekler. O zaman zaten orayla ilgili bir sorunum kalmayacak ama, yurdun her tarafında bombalar atarak, İstanbul’da, Ankara’da, Diyarbakır’da, başka bölgelerde insanları toplu katliam yapmaya devam ederlerse, masum insanları öldürmeye devam ederlerse, askeri-polisi öldürmeye devam ederlerse, bizim onlarla konuşacak bir şeyimiz yok” şeklinde konuştu.

“HDP, maalesef bu terör örgütünden kendini ayıramıyor” 

Yıldırım, “HDP maalesef bu terör örgütünden kendini ayıramıyor. Şunu çıkıp dese, bu terör örgütüyle benim bir alakam yok, bunların yaptığı işleri benimsemiyorum ve şiddetle lanetliyorum, kınıyorum dese HDP konuşulabilir, görüşülebilir bir partidir. Ama maalesef böyle bir durum yok. onlar terör örgütünün, PKK terör örgütünün, YPG, KCK terör örgütlerinin etkisi altında siyaset yapmak gibi bir zorlukları, sıkıntıları var. O yüzen de biz oradaki problemi şöyle görüyoruz; bu terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti hükümeti arasında bir sorun değildir, aslında bölgede yaşayan kürtleri düşünen bir terör örgütü yok. Terör örgütünün kürtler gibi sorunu yok. Sorun ne? Sorun bölgede yaşan kürtlerin en büyük sorunu, PKK terör örgütü. Onların yaşamını da, geleceğini de zehir ediyor. Ülkenin güvenliğini ve istikrarını da maalesef olumsuz yönde etkiliyor. Enerjimizin bir kısmını oradaki vatandaşlarımızın güvenliğini, huzurunu sağlamak için harcamak zorunda kalıyoruz. Oradaki terör örgütleriyle mücadele etmek zorunda kalıyoruz” dedi.